Zorlu PSM’nin YouTube serisi ‘Sahne Tozu Yutanlar’ yeni bölümünde Çağan Irmak’ın yazıp yönettiği ilk tiyatro oyunu Palamut Zamanı’nda yer alan Melisa Berberoğlu, Sezer Arıçay ve Dila Yağcı’yı bir araya getiriyor.

Sahne heyecanını paylaşan sanatçıların birbirlerine merak ettikleri soruları yönelttikleri programda, Melisa Berberoğlu, Sezer Arıçay ve Dila Yağcı sahnedeki enerjilerini cevaplarına da yansıtıyorlar. Program içinden örnek soru cevaplar şöyle:
Melisa Berberoğlu kendisine sorulan “Melisa, tiyatroda hem oyuncu hem asistan hem de çevirmen olarak çalışmış biri olarak Palamut Zamanı oyunu senin için nasıl bir yerde duruyor? Bu oyunda seni en çok besleyen yer neresi oldu?” sorusuna “Palamut Zamanı oyununda da sizlerle beraber olmak beni çok güzel hissettiriyor. En başta Çağan Irmak ile çalışmak çok güzel bir his. Yani ben onu kafamda hep çok güzel bir heykeltıraş olarak görüyorum ve öyle bir yontuyor ki oyuncusunu da metnini de bir an “Ne çıktı böyle?” diye inanamadan bakıyorsun karşıdan. Daha sonra Ayda Aksel… Senin de söylediğin gibi biz de, bence ilk günden beri kendisini büyülenerek takip ediyoruz. Hep ne öğrenebiliriz diye bakıyoruz. Hepimiz halen daha öyleyiz.” yanıtını veriyor.
Sezer Arıçay kendisine sorulan “Genellikle kamera önünde çalışmanın daha rahat, tiyatronun ise daha zor olduğu düşünülür. Sen bu algının ne kadar doğru olduğunu düşünüyorsun?” sorusuna “Zor veya kolay olduğunun düşünülme sebepleri, bence kamera önünde tekrar şansının olması, sahne üzerinde tekrar şansının olmaması durumundan ötürü böyle bir algı oluşuyor. Ama tabii o tekrar şansı ne kadar iyi bir şey? Çünkü aslında bu, provaya ayrılacak bir zamanın olmamasının ve mecburiyetin getirdiği bir şey oluyor. Öte tarafta bir prova süreci ayırıp bir şeye hazırlanmak, onu tek seferde organik bir şekilde, senin dediğin gibi başından sonuna taşıyabileceğin bir hâlde olması, bence duygusal tutarlılık açısından ve organiklik açısından daha kolay. Orada ne oynamıştım, orada nasıl bir hâldeydim de oradan buraya geldim, şimdi nereden başlamam lâzım? gibi bir şeyler tutmaya çalışıyoruz ama onu toparlamak daha zor. Tiyatroda bir kaza olsa, o kaza tiyatroya dâhil. O oyunun içerisinde, o kazayla beraber yaşayan canlı bir şey var. ‘’ yanıtını veriyor.
Dila Yağcı kendisine sorulan “Oyunda sosyal medyada linç kültürü önemli bir yer tutuyor. Bu meseleyi sahnede anlatmanın bugünün seyircisi ile nasıl bir bağ kurduğunu düşünüyorsun? ‘’ sorusuna “Linç kültürünün şu anda bugünün çok büyük bir konusu olduğunu düşünüyorum. Birini iptal etmek, linçleyip bazı şeyleri oluşturmak çok kolaylaştı. Şöyle ki biz, sosyal medyaya çok çabuk ulaşan, yani her şeyin elimizin altında olduğu bir jenerasyon olduğumuz için, bazı şeyleri linçlemenin çok kolay olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Çünkü eline gelen herkes aslında istediği şeyi söyleyip istediği konu hakkında yorum yapabiliyor.” yanıtını veriyor.
Melisa Berberoğlu, Sezer Arıçay ve Dila Yağcı’nın samimi sohbetini şu linkten izleyebilirsiniz:













